Warning: Table './herseyonu_dr/watchdog' is marked as crashed and should be repaired query: INSERT INTO watchdog (uid, type, message, variables, severity, link, location, referer, hostname, timestamp) VALUES (0, 'php', '%message in %file on line %line.', 'a:4:{s:6:\"%error\";s:12:\"user warning\";s:8:\"%message\";s:505:\"Table './herseyonu_dr/watchdog' is marked as crashed and should be repaired\nquery: INSERT INTO watchdog\n (uid, type, message, variables, severity, link, location, referer, hostname, timestamp)\n VALUES\n (0, 'emfield', '!error', 'a:1:{s:6:\\"!error\\";s:58:\\"Could not connect to vimeo to request XML: HTTP error 301.\\";}', 4, '', 'http://www.herseyonuanlatiyor.com/', '', '82.80.59.249', 1521958838)\";s:5:\"%file\";s:8 in /home/herseyonu/domains/herseyonuanlatiyor.com/public_html/includes/database.mysqli.inc on line 134 Warning: Table './herseyonu_dr/watchdog' is marked as crashed and should be repaired query: INSERT INTO watchdog (uid, type, message, variables, severity, link, location, referer, hostname, timestamp) VALUES (0, 'php', '%message in %file on line %line.', 'a:4:{s:6:\"%error\";s:12:\"user warning\";s:8:\"%message\";s:505:\"Table './herseyonu_dr/watchdog' is marked as crashed and should be repaired\nquery: INSERT INTO watchdog\n (uid, type, message, variables, severity, link, location, referer, hostname, timestamp)\n VALUES\n (0, 'emfield', '!error', 'a:1:{s:6:\\"!error\\";s:58:\\"Could not connect to vimeo to request XML: HTTP error 301.\\";}', 4, '', 'http://www.herseyonuanlatiyor.com/', '', '82.80.59.249', 1521958840)\";s:5:\"%file\";s:8 in /home/herseyonu/domains/herseyonuanlatiyor.com/public_html/includes/database.mysqli.inc on line 134 Warning: Table './herseyonu_dr/watchdog' is marked as crashed and should be repaired query: INSERT INTO watchdog (uid, type, message, variables, severity, link, location, referer, hostname, timestamp) VALUES (0, 'php', '%message in %file on line %line.', 'a:4:{s:6:\"%error\";s:12:\"user warning\";s:8:\"%message\";s:505:\"Table './herseyonu_dr/watchdog' is marked as crashed and should be repaired\nquery: INSERT INTO watchdog\n (uid, type, message, variables, severity, link, location, referer, hostname, timestamp)\n VALUES\n (0, 'emfield', '!error', 'a:1:{s:6:\\"!error\\";s:58:\\"Could not connect to vimeo to request XML: HTTP error 301.\\";}', 4, '', 'http://www.herseyonuanlatiyor.com/', '', '82.80.59.249', 1521958842)\";s:5:\"%file\";s:8 in /home/herseyonu/domains/herseyonuanlatiyor.com/public_html/includes/database.mysqli.inc on line 134 Risale-i Nur’da zühd ve takva

Risale-i Nur’da zühd ve takva

Risale-i Nur, Bediüzzaman Said Nursi’nin İslam’ın inanç esaslarını, ahlakî ilkelerini ve ruhî hayatı anlama biçimini büyük bir bütünlük içinde sunar. Bu eserlerde zühd ve takva, birbirinden ayrı düşünülecek iki süs olarak değil, imanı insanın iç dünyasında koruyan ve davranışlarını düzene sokan karşılıklı iki ilke ele alınır. Zühd nefsin aşırılıklarından uzaklaşmasını, takva ise Allah’ın razı olacağı yolda yaşama sorumluluğunu ifade eder.

Bediüzzaman’ın anlayışında zühd, dünyadan tamamen uzaklaşmak anlamına gelmez. Yasak olanlardan sakınmak, helal olanlardan da gereksiz biçimde vazgeçmek değildir. Takva da yalnızca korkuya dayalı bir kaygı değildir; Allah’ın emirlerine uymak, günahlardan korunmak ve emanetlere zarar vermemektir. İki kavram birlikte değerlendirildiğinde, dünya hayatına doğru bir ölçü, kalbe derin bir huşû ve ahlâka sağlam bir temel ortaya çıkar.

Risale-i Nur’da zühd ve takva konusu, özellikle günümüz insanının dış yaşamla iç yaşam arasında kopukluk yaşadığı dönemde önem kazanır. Teknoloji, rekabet ve tüketim dürtüsü, kişiyi sürekli daha fazlasına yöneltebilir. Buna karşılık zühd ve takva, nefsin her isteğine sorgusuz biçimde uymayı reddeder; çalışma, aile, ibadet ve toplumsal sorumlulukları hakkaniyetle yerine getirmeyi mümkün kılar.

Zühdün Risale-i Nur’daki anlamı

Zühd sözcüğü Arapçada zühd veya zühd köklerinden gelir ve kullanılmakta olan şeylerdeki aşırılıktan uzaklaşmayı ifade eder. Bediüzzaman’ın açıklamasıyla zühd, nefsin hak ettiği yerde kullanılmasıdır. Yeme, içme, kazanma, eğlenme ve sahip olma gibi ihtiyaçlar vardır; bunlar inkâr edilmez. Ancak ihtiyaç, nefsin sınırsız istekleriyle karıştırılmamalı, kişi helâl olan imkânları gereksiz gösteriş ve lüks için harcamaktan geri tutulmalıdır.

Bu ayrım zühdün ölçüsünü belirler. Bir yemeğin, bir malın veya bir makamın kendisi zararlı değildir; kullanım biçimi önemlidir. Eşine ve çocuklarına hakkaniyetle bakmak, emeğinin karşılığını almak ve ihtiyaçlarını karşılamak zühde aykırı değildir. Buna karşılık gösteriş için harcamak, başkalarının hakkını ihmal ederek refah yaratmak veya nefsi hukuktan üstün tutmak zühdün bozulmasına işaret eder.

Zühd, aynı zamanda insanı dünyanın mutlak egemenliğinden kurtarır. Dünya, insanın yok olacağı bir yer değil, imzasını bırakacağı ve sorumluluklarını yerine getireceği bir zemin olarak görülür. Risale-i Nur’un ahlâk anlayışında bereket, paylaşma ve başkalarına yardım etmekle ilişkilidir. Zenginlik kendi başına ayıp değildir; fakat zenginliğin hizmet ve adalet anlamına dönüşmesi gerekir.

Takvanın ruhî ve amelî yönleri

Takva, Allah’tan korkma, Allah’ın hoşnutluğunu gözetme ve O’nun rahmetine sığınmak anlamlarını birlikte taşır. Bu nedenle takva, insanı mutsuz eden bir korku hali değildir. Korku, kişiyi günahın yakınlığından uzak tutar; sevgi ise Allah’ın rahmetine ve bağışlayıcılığına yönelik ümit verir. Risale-i Nur’da bu iki yön, kalbin Allah sevgisi ve Allah korkusuyla şekillenen bir bütünlük olarak ele alınır.

Takvanın amelî karşılığı, zarar vermekten sakınmaktır. Helâl ve haram sınırlarına uymak, emanete riayet etmek, yalan ve hilekârlıktan uzak durmak ve başkalarının haklarını korumak takvanın günlük hayattaki izleridir. Sadece görünen davranışlar değil, niyet, düşünce ve gizli niyetler de bu sorumluluğun kapsamındadır. Bir kimse başkasına zarar vermediğini düşünse bile kibir, haset ve riya gibi hastalıklı duygularla beslenmesi ruhî bakımdan temizlenmemiştir.

Bu nedenle takva, sürekli uyanık bir kalp duruşu gerektirir. İbadetlerin huşû içinde yapılması, ibadet dışındaki hayatın da ahlâk ölçüsüne göre yaşanması ve insanın kendi içinde çıkabileceği çelişkilerle hesaplaşması takvayı güçlendirir. Takva insanı kendini başkalarından daha üstün görmeye yol açmaz. Aksine, Allah’ın büyüklüğünü hatırladığı için bencillikten uzaklaştırır ve başkalarına karşı merhameli, ölçülü ve saygılı bir duruş kazandırır.

Zühd ile takvanın birlikte anlaşılması

Zühd ve takva birbirini tamamlayan iki ahlâkî ilkedir. Zühd, kalbi gereksiz isteklerden ve gösterişten arındırır; takva ise bu arınmanın nereye yönelmesi gerektiğini gösterir. Takvasız bir zühd, zamanla ilgisizliğe veya soğuk bir uzaklaşmaya dönüşebilir. Takva ise zühdsüz kaldığında ağır bir kaygı, katı bir yaşam biçimi ve sürekli bir suçluluk duygusu haline gelebilir.

Bediüzzaman’ın Hz. Peygamber’i örnek olarak sunması bu dengeyi açıklar. Peygamber’in hayatında ibadet vardır, fakat dünya işleri de ihmal edilmemiştir; oruç vardır, fakat evlilik ve aile hayatı da yaşanmıştır. Sahip olduğu mal vardır, fakat o malın hesabı sorulmuş ve ihtiyaç sahiplerine yardım edilmiştir. Bu yaşam, zühdün ahlâkî ölçüsünü ve takvanın sorumluluk yönünü bir arada gösterir.

İki ilkenin ortak noktası, kalbin samimiyetidir. Zühd gösterişe, takva ise riya ve samimiyetsizliğe karşı koruma sağlar. İbadet yapılırken insan yalnızca Allah rızasını gözetmelidir; başkalarının beğenisini elde etmek ibadetin ruhunu zedeler. Aynı şekilde, başkalarının gördüğü iyilikler ölçü olmamalıdır. Gizli yapılan salihler, gösterişsiz verilen sadakalar ve kimseye bildirilmeden yapılan iyilikler, samimi zühdün ve olgun takvanın işaretleridir.

Günlük hayatta zühd ve takva

Günlük hayatta zühd, öncelikle tüketim alışkanlıklarının fark edilmesiyle başlar. Her satın alma ve kullanma kararı önünde “Bunu gerçekten ihtiyaç mı duyuyorum?” sorusu bulunmalıdır. İhtiyaçlar da ölçüsüz biçimde çoğaltılmamalı, başkalarının hakkı gözetilerek kazanılan mal helâl bir zemin üzerinde kullanılmalıdır. Zühd, azdan daha çok istemekten önce eldeki emanetlerin doğru yere konmasını sağlayan bir bilinçtir.

Takva ise ilişkilerde ve sözlerde görünür. Verilen sözün tutulması, ticarette dürüstlük, bir başkasının zayıfliğinden yararlanmama ve dedikoduya karşı durmak bu ilkenin gündelik uygulamalarıdır. Namaz kılan ve oruç tutan bir kişi, başka insanların haklarını ezerek elde ettiği kazançtan vazgeçmelidir. Hz. Peygamber’in ahlâkının özünü oluşturan merhamet, takva ile birlikte zühdün de toplumsal yüzünü gösterir.

İş, aile ve sosyal hayat da bu ölçüye göre yaşanmalıdır. Zühd, sorumlulukları ihmal etmeye izin vermez. Tam tersine, kişi çalışarak aile reisinin, işverenin veya toplumun hakkını yerine getirdiğinde nefsini hukuktan çıkarmamış olur. Aşırı yalnızlaşma arzusu da kendiliğinden takva sayılmaz. Gerektiğinde başkalarıyla birlikte yaşamak, toplumun yaralarına el atmak ve ihtiyaç sahiplerine yardım etmek de zühdün gereğidir.

Risale-i Nur’un süreklilik çağrısı

Zühd ve takva, geçici bir heyecanla başlayıp bırakılan iki alışkanlık değildir. Risale-i Nur’un temel çağrılarından biri istikamettir. Peygamberlerin ve velîlerin hayatı, nefsin fitratına ve geleneksel dürtülerine rağmen sürekli Allah’ın razı olduğu çizgide ilerlemeyi örnekler. İnsan bazen güçlü görünür, bazen zayıf düşer; bu değişimler karşısında kâmil bir duruş, her an yeniden yönlenmeyi gerektirir.

Bunun temel aracı nefis muhasebesidir. Kişi yaptığı işleri niyet, samimiyet ve başkalarına verdiği zarar açısından değerlendirmelidir. Bu hesap, bireyi aşağılık hissine düşürmek için değil, kalpteki kirlilikleri fark ederek temizlemek için yapılır. Dua, sabır ve şükür de bu sürekliliği destekler. Dua ile Allah’tan yardım istenmesi, zühdün tek başına yapamayacağı bir işi tamamlar; sabır ve şükür ise nefsin denetim altına alınmasını kolaylaştırır.

Risale-i Nur’da zühd ve takva, dünyayı ihmal etme meselesi değildir. Aksine, dünyada daha doğru, daha adil ve daha sorumlu bir biçimde yaşamayı mümkün kılar. Zamanın hızlandığı, sürekli uyaranların çoğaldığı çağda bu ilkeler, insanın kararlarını dış baskılardan kurtarır. Zühd nefsin fazlalık isteklerini sınırlar; takva ise sınırların ahlâkî bir amaca bağlanmasını sağlar. Böylece iman yalnızca zihinde kalan bir kabul olmaktan çıkar, çalışma, aile hayatı ve toplum ilişkileri içinde sürekli yeniden üretilen bir yaşam biçimine dönüşür.

Risale-i Nur’un çevrimiçi kütüphanesinde Sözler, Lemalar ve İşârâtü’l-İ‘câz gibi eserlerde zühd, takva, nefs, huşû ve istikamet üzerine bölümleri birlikte okuyabilirsiniz. Bir bölüm okuduktan sonra o günün davranışlarını bu ölçülerle kısa bir muhasebeye tabi tutmak, kavramları sohbet alanından günlük hayata taşımak için etkili bir adımdır. Risale-i Nur’un sunduğu bu ruhî dengeyi okuma ve uygulama yolculuğunu bugün başlatmak, zühd ile takvayı ilk adımda gerçek anlamda tanımanın yoludur.

Tamamlanan Eserlerimiz


  • Esma - GiriЕџ
  • Allah(c.c.)
  • Er- Rahman
  • Er-Rahim
  • El-Melik
  • El-KuddГјs
  • El-MГј'min
  • Es-Selam
  • El-MГјheymin
  • El-Aziz
  • El-Cebbar
  • El-MГјtekebbir
  • El-HalД±k
  • El-Bari
  • El-Musavvir
  • El-Gaffar
  • El-Kahhar
  • El-Vehhab
  • Er-Rezzak
  • El-Fettah
  • El-Alim
  • El-BГўsД±t
  • El-KГўbД±d
  • El-HГўfid
  • Er-RГўfi
  • El-Muiz
  • El-Muzil
  • El- Hakem
  • Es-Semi
  • El- Basir
  • El- Adl
  • El- Latif
  • El- Habir
  • El- Halim
  • El- Azim
  • El-Gafur
  • EЕџ- ЕћekГ»r